Your search
Results 176 resources
-
Mu‘tezile Kur’an’ın yaratılmış olduğu fikrini ilk kabul eden mezhep olmakla birlikte halku’l-Kur’an’a kâil olan yegâne mezhep değildir. Hâricî bir fırka sayılan ve bedevî kökene dayanan İbâdiyye mezhebi de Kur’an’ın yaratılmış olduğu fikrini benimsemiştir. İbâdiyye mensupları, tevhit esası görüşlerinin bir neticesi olarak, Kur’an’ın yaratılmış olduğunu kabul etmişlerdir. Mezhep içerisinde bu konuda farklı düşünceler dile getirilse de İbâdî âlimlerin kahir ekseriyeti, Kur’an’ın kadîm değil hâdis olduğuna inanmışlardır. Bu çalışma, İslâm tarihinin erken dönemlerinde siyasi malzeme konusu yapılarak politik istismara uğrayan ve Mihne hadisesinin yaşanmasına neden olan halku’l-Kur’an meselesini İbâdiyye perspektifinden irdelemeyi hedeflemektedir. Bu bağlamda meselenin İbâdî âlimler tarafından hangi esaslar çerçevesinde temellendirildiği ve konunun delillendirme yöntemleri çeşitli açılardan ele alınıp incelenecektir.
-
Hz. Ömer zamanında başlayan Arap yarımadası dışındaki fetihler, Müslümanların diğer ırk ve milletlerle tanışmasını sağlamıştır. Onun zamanında İran, Anadolu ve Afrika İslâm’la tanışmış ve aynı dilleri konuşmadıkları hâlde fetih hareketleri başarı ile devam etmiştir. Fetihlerle birlikte hem yeni Müslüman olan milletler hem de Arapların kendi aralarında bazı fikri ayrılıklar başlamıştır. İslam toplumunda oluşan bazı muhalif gruplar, Emevî Devleti zamanında biraz daha toparlanarak mevcut siteme karşı ciddi muhalefet oluşturmuş, merkezden uzak topraklarda taban bulmaya çalışmışlardır. Oluşan bu muhalif gruplardan birisi de Hâricîlerden ayrılan İbâzîlerdir. Bu muhalefet grubunun lideri Abdurrahman b. Rüstem, Kuzey Afrika’da ilk bağımsız Hâricî/İbâzî Devleti’ni kurup imam olarak seçilmiştir. Yeni devletin kurulduğu coğrafyada demografi Berberî ağırlıklı olmasına rağmen onları Arapça okuyup yazmaya zorlamamakla birlikte inandıkları dinin dili Arapça olmasından dolayı toplumda tebliğ dili Berberîce, idarenin resmî dili de Arapça olarak seçilmiştir. Devletin imamı İbn Rüstem, ana dili olan Farsçayı neredeyse hiç gündeme getirmemiştir. Kurucu imam, Fars asıllı olmasına rağmen demografik yapıyı göz önüne alan başlangıçta Rüstemî idarecileri Berberîceyi resmi dil yapıp yeni maceralara sapmadan İslam’ın temel kaynaklarının da dili olan Arapçayı merkeze alarak orta bir yol tercih etmiştir. Berberîler devletin bu yaklaşımıyla Arapçayı içselleştirmelerine ve bazı ortak kelimeler kullanılarak Rüstemîlik şuurunu ön plana alarak bir asrı aşkın süreçte dilsel herhangi bir sorun yaşamamışlardır.
-
Arap yarımadasının güneydoğusunda yer alan Uman’ın İslamiyet ile tanışması Hz. Peygamber döneminde başlamıştır. Bölge, ilk asırlardan itibaren İbâzîliğin en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Mezkûr mezhep zamanla farklı bölgelere yayılmış ve günümüze kadar gelmiştir. Söz konusu bölgede asırlarca varlığını korumayı başaran İbâzîlik, günümüzde Uman’ın resmî olarak desteklediği bir hüviyete sahiptir. İbâzîler tarih boyunca azınlıkta kalmış ama İbâzî toplumunun ihtiyaçlarını giderecek entelektüel bir literatür oluşturmayı başarmıştır. Bu literatürde tefsir çalışmalarının diğer alanlara kıyasla daha zayıf bir halka oluşturduğu söylenebilir. İbâzîler’e göre Uman’da tespit edilmiş, İbâzî bir müellifin yazdığı ilk tam tefsir, Saîd b. Ahmed el-Kindî’ye (ö. 1207/1792) aittir. Kindî’nin söz konusu tefsiri kısa ve özlü bir tefsir olup kendi dönemindeki İbâzî tefsir yaklaşımını tespit etme açısından önem arzetmektedir. Müfessir bu tefsirinde İbâzî din anlayışını esas almakla beraber diğer mezheplerin kaynaklarını da kullanmış ve mezhepler arası polemiklerden uzak durmaya çalışmıştır. Eserin önemli özelliklerinden biri, İbâzî olmayan kaynaklardan yapılan iktibasların mezhep esaslarına uygun hale getirilerek aktarılmasıdır. Bu araştırmada Kindî’nin tefsiri esas alınarak, dönemindeki İbâzî tefsir anlayışı, gerektiğinde farklı mezheplere ait çalışmalarla mukayese edilerek incelenmiştir.
-
تعتبر رؤية الله ، وهي قضية مهمة من حيث الفصل المعرفي والمنهجي ، على الرغم من أنها ثانوية من حيث مبادئ الإيمان في الفكر اللاهوتي ، من القضايا التي تختلف فيها مذاهب الاعتقادية. في هذه الدراسة ، يتم عرض آراء الإباضيّة حول رؤية الله على محور القلهاتي ، مما يساهم في تطوير الفكر الإباضي وتنظيمه. بالإضافة إلى ذلك ، فإن الحجج العقلية والنقلية واللغوية التي طرحها لتبرير فكره في الموضوع قد تم تحديدها وذكرها. الهدف من هذه الدراسة ليس تأسيس منظور جديد ، ولكن الوصول إلى نتائج علمية عن طريق تحليل منهجي في ضوء البيانات. وبهذه الطريقة ، سيتم الكشف عن أفكار الإباضية حول "رؤية الله" والأدلة التي استدلوا بها في ضوء المعطيات الملموسة. في هذا البحث ، تم اعتبار " الكشف في البيان " ، وهو الكتاب الوحيد للقلهاتي الذي عثر عليه حتى يومنا هذا مصدرا رئيسيا ، بينما تم اعتبار الدراسات المعاصرة حول الموضوع المعني مصدرًا ثانويًا. في نهاية هذه الدراسة ، اتضح أن الإباضيّة -حسب رأي القلهاتي -يعتقدون أنه لا يمكن رؤية الله ، وأن القلهاتي أوّلَ الأدلة النقلية في رؤية الله تأويلا مختلفا. وقد لوحظ بأنه أثناء الدفاع عن رأيه هذا، قصد تنزيه الله سبحانه تعالى عن الجسم والجهة، الأمر الذي حداه إلى القول بأن الله ليس جسما ولا يتقيد بجهة معينة.
-
In the book “as-Sira”, Salim ibn Zekwan has presented the essential codes of the Kharijites/Ibadi thought and the relationship between faith and politics in the early period. In “as – Sira” he reflected the specific examples of the Kharijites/Ibadi thought in faith and action context by using explanation of events of the time of Hazrat Osman and Hazrat Ali. Also, Salim has become one of the important figures of this thought by evaluating political events in the context of faith. Religion is one of the most effective values in the life of an individual and society. It is a motivation that influences, directs and gives enthusiasm and spirit to the individual and society. Therefore, religion does not serve any political, legal, individual and social purpose. Also, it cannot be sacrificed to a false belief or thought and fanaticism. When religious texts are taken out of their context, they can be misunderstood. One of the problematic reasons for religious fanaticism is the commentaries that contradict the purpose when they assign a meaning to divine orders and apply them to daily life. It causes chaos and discomfort trying to force your own political and intellectual views as absolute truths and imposing them on others. As a result of that people are directed to the wrong direction and purpose, they are divided, grouped, separated and become enemies to one another. Thus, religion, which its real purpose is making people live in unity, equality and sense of brotherhood, appears as a problem and chaos by being got off its point. Especially, it turns into means of violence, oppression and chaos in the hands of some malicious people. The Holy Quran has established the faith as high and sacred value principles. It invites people to believe in these values independently and gives people the freedom to accept or reject the values of Islamic faith. It does not accept any pressure or direction on this subject. Allah has not given a right to anyone or organization to make pressure or coercion in worships. The Quran has ordered Prophet Muhammad to preach revelation and not to put pressure upon this issue.
-
Fıkhî mezheplerin kendilerine özgü yapıları, usûlleri, iç disiplinleri ve tutarlılıkları vardır. Bunların yanı sıra, fıkhî mezhepler kendileri dışındaki farklı mezheplere, düşüncelere ve gelişmelere kapalı, statik yapılar değildir. Aksine bir mezhebin gelişiminde farklı mezheplerle olan etkileşimin de payı vardır. Mezheplerin kendi görüşlerini savunma veya farklı mezhebin görüşlerini eleştirme amacıyla cedel ve hilâf türü eserler ortaya koymaları, esasında bir mezhebin diğer mezheplerle olan etkileşiminin sonucunda ortaya çıkan fıkha özgü bir literatür olarak değerlendirilebilir. Bir mezhebin kendi doktrinini savunma veya kendisi dışındakileri eleştirebilmesi diğer mezhebin de doktrinine hâkim olmayı gerekli kılmaktadır. Bu açıdan bakıldığı takdirde kurumsal yapılar olarak mezheplerin varlığı ve gelişimi bir anlamda farklı mezheplerle olan etkileşimine ve iletişimine de bağlıdır. Bu etkileşim, sözünü ettiğimiz mezheplerin kendileri dışındaki farklı mezheplerle ilmî açıdan mücadele etme ve rekabet etmeyle beraber birbirlerinin fıkhî mirasından karşılıklı bir şekilde istifade etme şeklinde de gerçekleşmiştir. Özellikle aynı bölgede varlık gösteren ve yaşayan mezheplerin birbiri ile daha fazla etkileşimde oldukları vakidir. Ancak bu durum uzak bölgelerde yaşayan mezhep mensuplarının birbirinden bağımsız ve habersiz oldukları, birbirleriyle etkileşimde olmadıkları anlamına gelmemektedir. Aksine farklı münasebetlerle birbirinden uzak coğrafyalara yapılan seyahatler, Hicâz gibi dini merkezlerdeki buluşmalar, birbirinden çok uzak merkezlerde ortaya konulan bilginin dolaşımda olmasına ve karşılıklı kullanılmasına olanak sağlamıştır. Bu minvalde araştırmamızda birbirinden uzak sayılabilecek coğrafyalarda ve zaman aralığında yaşayan iki farklı mezhep âlimi tarafından ortaya konulan iki metin üzerinden mezheplerin birbiriyle olan etkileşimi ele alınacaktır. Bu metinlerden biri 4./10. asır Irak bölgesi Şâfi‘î fakîhlerinden olan Ebû Bekr el-Ḫaffâf’a (öl.362/973 [?]) ait el-Aḳsâm ve’l-ḫiṣâl, diğeri ise 6./12. Asır Mağrib bölgesi İbâḍî âlimlerinden olan Tebġûrîn el-Melşûṭî’ye (öl. 6./12. yüzyıl) ait olduğu tahmin edilen el-Edille ve’l-beyân adlı eserdir. Çalışmamızda biri Irak bölgesinde diğeri ise Mağrib bölgesinde yaşayan ancak aralarında iki yüzyıllık bir tarih aralığı olan; keza biri Şâfi‘î diğeri ise İbâḍî olan iki fakîhin usûl düşüncesi bakımından birbiriyle olan irtibatı irdelenecektir. Bu temelde Şâfi‘î fıkıh usûlü ile İbâḍî fıkıh usûlü arasındaki etki ve etkileşimin ortaya konması araştırmanın temel hedefidir. Daha doğru bir ifade ile Ḫaffâf’ın el-Aḳsâm ve’l-ḫiṣâl’inin Melşûṭî’ye nispet edilen el-Edille ve’l-beyân adlı esere etkisi üzerinden Şâfi‘î fıkıh usûlünün İbâḍî fıkıh usûlüne etkisi ortaya konmaya çalışılacaktır. Melşûṭî’nin eserindeki kurguya bakıldığında pek çok hususta gerek lafız gerekse de muhteva bakımından Ḫaffâf’tan etkilendiğini söylemek mümkündür. Ancak Melşûṭî’nin fıkıh usûlü düşüncesi sadece Ḫaffâf’ın el-Aḳsâm ve’l-ḫisâl’i ile değil özellikle el-Aḳsâm ve’l-ḫiṣâl’de bulunmayan hususlarda Şâfi‘î (öl. 204/820) başta olmak üzere diğer Şâfi‘î usûlcülerinin görüşleri ile de irtibatlıdır. Bu husus dikkate alınarak Melşûṭî’nin fıkıh usûlü düşüncesi, Şâfi‘î usûlcülerinin görüşleri ile mukayese edilerek genel olarak Melşûṭî üzerinden İbâḍî fıkıh usûlünün Şâfi‘î fıkıh usûlü ile olan irtibatı kurgulanmaya çalışılacaktır. Buradan hareketle her ne kadar araştırma Ḫaffâf’ın el-Aḳsâm ve’l-ḫiṣâl’i ile Melşûṭî’ye nispet edilen el-Edille ve’l-beyân adlı eser üzerinden temellendirilmeye çalışılsa da her iki mezhep arasındaki irtibatın genel fotoğrafını sunmak için, farklı usûl eserlerinden de istifade edilecektir.
-
ظل الجزء الاول من تنزانيا ( تنجانيقا ) تحت السيطرة الالمانية من عام 1886 الى عام 1914 حتى هزيمتها في الحرب العالمية الاولى ، لتصبح بعدها محمية تابعة لبريطانيا في اطار توصيات هيئة الامم المتحدة حتى نالت تنجانيقا استقلالها عام 1961 ، اما الجزء الثاني من تنزانيا (زنجبار) فظلت تحت السيطرة البريطانية من عام 1886 حتى استقلالها في عام 1963 ، بعد ذلك تم اتحاد كل من تنجانيقا وزنجبار عام 1964 باسم جمهورية تنزانيا المتحدة .
-
ملخص البحث: يمثل الخوارج إحدى الحركات الثورية التي صنعت لها لباساً عقائدياً بعد خروجهم على الخليفة علي بن أبي طالب (رضي الله عنه) بعد قضية التحكيم في موقعة صفين ليتحولوا بعدها إلى مصدر قلق سياسي للخلافة…
-
The emergence of the Kharijite sects in the Islamic nation led to the occurrence of many differences and divisions in the political, religious, social, intellectual and other aspects. These sects established…
-
1ایرانیان بعد از فروپاشی ساسانیان، مدتها موفق به ایجاد نظم سیاسی نشدند. نخستین دولتی که آنها تأسیس کردند، در خارج از مرزهای ایران بود. این دولت گرایشی به ایرانی گری نداشت، اما تأکید منابع بر نژاد بنیان گذار آن، نشانگر اثرات پیشینۀ تاریخی او بر ساختار دولت تازه تأسیس است. مسئلۀ اصلی مقاله آن است که چگونه عبدالرحمن بن رستم بسیار فراتر از مرزهای سیاسی- جغرافیایی ایران، با استفاده از آموزههای اسلامی توانست یک دولت موروثی تشکیل دهد؟ این پژوهش نشان میدهد که عبدالرحمن با استفاده از اندیشههای خوارج و به ویژه اباضی و تأکید آنها بر اصل فضیلت و تضاد عرب- بربر فضای سیاسی- اجتماعی، زمینههای لازم را برای تشکیل یک دولت جدید در شمال آفریقا فراهم کرد. شاید او در آغاز به اصول اباضیه پایبند بود، اما پس از انتخاب فرزندش عبدالوهاب به عنوان جانشین خود، راه دیگری را پیمود؛ هرچند به طور قطع نمیتوان این کار او را متأثر از پیشینه خانوادگی اش دانست.
Explore
Topic
- Archéologie -- Oman (10)
- Archéologie -- Tahert (1)
- Architecture -- Ghadamès (2)
- Architecture -- Mzab (3)
- Atfiyyash, Muhammad b. Yusuf (1821-1914) (2)
- Barrādī, Abū ‘l-Qāsim b. Ibrāhīm al- (1)
- Bibliothèques -- Djerba (1)
- Bibliothèques -- Le Caire (1)
- Bibliothèques -- Mzab (2)
- Biographies (1)
- Biographies -- Mzab -- 20e siècle (1)
- Commerce -- Djerba (1)
- Commerce -- Nefta (1)
- Conflits -- Mzab (1)
- Contrats -- Mzab (1)
- Contrôleurs civils -- Djerba (1)
- Coran -- Commentaires (2)
- Coran -- Commentaires -- 18e siècle (1)
- Coran -- Commentaires -- 19e siècle (1)
- Coran -- Controverse théologique (1)
- Dhofar (1)
- Droit -- Oman (1)
- Dynastie rustumide (4)
- Emigration -- Djerba -- France (1)
- Enseignement -- Ghadamès (1)
- Enseignement -- Mzab (1)
- Famille Bin Ayyad (1)
- Famille Bin Jlūd (1)
- Famille Samūmnī (1)
- Fiqh (1)
- Fiqh -- Libye -- 8e siècle (1)
- Foi -- Traité (1)
- Foi -- Traité -- 12e siècle (1)
- Géographie -- Oman (1)
- Géologie -- Djerba (1)
- Ghadames -- Histoire (1)
- Ghuraba, mosquée al- (Houmt Souk, Djerba) (1)
- Hadith (1)
- Ibadisme -- Asie centrale (2)
- Ibadisme -- minorités (1)
- Ibn Kaydad (1)
- Irrigation -- Oman (1)
- Kharijisme (4)
- Linguistique (1)
- Linguistique -- Djebel Nefousa (1)
- Linguistique -- Oman (1)
- Littérature -- Djerba (2)
- Littérature -- Oman (2)
- Malshūṭī, Tibghūrīn b. ʿĪsā al- (1)
- Manuscrits -- Mzab (1)
- Manuscrits -- Zanzibar (1)
- Missionnaires -- Algérie (1)
- Monuments -- conservation -- Mzab (1)
- Mouvement national -- Tunisie (1)
- Muʿammar, Ali Yahya (19XX-1984) (1)
- Orientalisme -- France (2)
- Poésie -- Djebel Nefousa (1)
- Poésie kharijite (1)
- Poésie -- Mzab (2)
- Politique étrangère -- Oman -- 1970-2020 (1)
- Prosopographie -- Afrique du Nord (1)
- Prosopographie -- Djebel Nefousa (1)
- Recension (7)
- Récits de voyage -- Libye (1)
- Réformisme -- djebel Nefousa (1)
- Réformisme -- Oman (1)
- Relations -- Oman -- Arabie Saoudite (1)
- Relations -- Oman -- Chine (1)
- Relations -- Oman -- Malaisie (1)
- Shaykh, mosquée al- (Houmt Souk, Djerba) (1)
- Soufisme (1)
- Tolérance religieuse -- Ibadisme (1)
- Tourisme -- Djebel Nefousa (1)
- Tourisme -- Djerba (1)
- Urbanisme -- Djebel Dahar (1)
- Urbanisme -- Matmata (1)
- Vie politique -- Djerba (1)
- Vie politique -- Oman -- 1932-1970 (1)
- Vie politique -- Oman -- 1970-2020 (1)
- Vie politique -- Zanzibar -- 1806-1856 (1)
- Vie politique -- Zanzibar -- 1856-1870 (1)
- Vie politique -- Zanzibar -- 1963-1964 (1)
- المصعبي، ابو مهدي عيسى بن اسماعيل (1)
- يحيى بن زكرياء السمومني (أبو زكرياء) (حيٌّ في: 916هـ/ 1510م) (1)