Your search

In authors or contributors
  • Hz. Ömer zamanında başlayan Arap yarımadası dışındaki fetihler, Müslümanların diğer ırk ve milletlerle tanışmasını sağlamıştır. Onun zamanında İran, Anadolu ve Afrika İslâm’la tanışmış ve aynı dilleri konuşmadıkları hâlde fetih hareketleri başarı ile devam etmiştir. Fetihlerle birlikte hem yeni Müslüman olan milletler hem de Arapların kendi aralarında bazı fikri ayrılıklar başlamıştır. İslam toplumunda oluşan bazı muhalif gruplar, Emevî Devleti zamanında biraz daha toparlanarak mevcut siteme karşı ciddi muhalefet oluşturmuş, merkezden uzak topraklarda taban bulmaya çalışmışlardır. Oluşan bu muhalif gruplardan birisi de Hâricîlerden ayrılan İbâzîlerdir. Bu muhalefet grubunun lideri Abdurrahman b. Rüstem, Kuzey Afrika’da ilk bağımsız Hâricî/İbâzî Devleti’ni kurup imam olarak seçilmiştir. Yeni devletin kurulduğu coğrafyada demografi Berberî ağırlıklı olmasına rağmen onları Arapça okuyup yazmaya zorlamamakla birlikte inandıkları dinin dili Arapça olmasından dolayı toplumda tebliğ dili Berberîce, idarenin resmî dili de Arapça olarak seçilmiştir. Devletin imamı İbn Rüstem, ana dili olan Farsçayı neredeyse hiç gündeme getirmemiştir. Kurucu imam, Fars asıllı olmasına rağmen demografik yapıyı göz önüne alan başlangıçta Rüstemî idarecileri Berberîceyi resmi dil yapıp yeni maceralara sapmadan İslam’ın temel kaynaklarının da dili olan Arapçayı merkeze alarak orta bir yol tercih etmiştir. Berberîler devletin bu yaklaşımıyla Arapçayı içselleştirmelerine ve bazı ortak kelimeler kullanılarak Rüstemîlik şuurunu ön plana alarak bir asrı aşkın süreçte dilsel herhangi bir sorun yaşamamışlardır.

  • Sıffîn Savaşı Hz. Ali lehine sona erecekken tarihte Hâricîler olarak bilinen ve çoğu Temîm Kabilesi’nden olan bir grup, Muâviye taraftarlarının hakem önerisine itiraz etmiş ve her iki tarafı da tekfir ederek onlardan ayrılmışlardır. Bu ayrışmanın devamında Hâricîler, halifeliğin Kureyşliliği ve seçimi ile ilgili farklı bir yaklaşım ortaya koymuşlardır. Birçok baskı ve mağlubiyetler yaşamalarına rağmen Abbâsî Devleti’nin hâkim olamadığı Kuzey Afrika’da 160/777 yılında Rüstemî Devleti diye bilinen bağımsız bir devlet kurmuşlardır. Müslüman coğrafyada uygulanan halifeliğin Kureyşliliği ve verasetle intikaline karşı çıkmalarına rağmen İbâdî/Rüstemî Devleti’nin ilk imâmı Abdurrahman b. Rüstem’den, devletin Fâtımîler tarafından yıkılmasına kadar görev yapan tüm imâmlarının -Kureyş’in dışından olsalar bile- aynı aileden olmaları ve imâmetin babadan oğula geçmesi, onların iddialarının arkasında duramadıklarını göstermektedir. Aynı şekilde içerisinde bulunulan şartlar kendilerini mecbur bıraktığından ayrılışlarının temel sebebi olan hakem olayında ve imâmet konusunda oluşturdukları paradigmalardan vazgeçmek zorunda kalmışlardır. Bu çalışmada Hâricîliğin üzerine bina edildiği tahkim ve hilâfet/imâmet konusunda oluşturdukları paradigmanın 2/8. asırdaki iflası üzerine bir değerlendirme yapılacaktır. Hâricîliğin ayrışan kolları arasında bazı nüanslar olsa bile değerlendirmeyi daha genel anlamda Hâricîlik üzerine oturtacağımızı da belirtmek isteriz. Çalışmamızda kısaca Hâricîliğin doğuşu ayrılıklarına temel teşkil eden unsurları ve İbâdî Rüstemî Devleti özelinde söylemlerinden rücu etmeleri üzerinde durulacaktır.

Last update: 4/28/26, 8:04 AM (UTC)

Explore

Resource type