Your search

In authors or contributors
  • İslam tarihinde ortaya çıkan ilk mezheplerden birisi olan İbâdiyye mezhebi, ılımlı görüşleri dolayısıyla kısa zamanda diğer Hâricî fırkalardan ayrılmış ve günümüze kadar yaşamaya devam etmiştir. İtikâdî olduğu kadar fıkhî bir boyuta da sahip olan mezhep, hareketin fikrî kurucusu sayılan Câbir b. Zeyd (öl. 93) döneminden itibaren oluşmaya başlamış olan geniş bir fıkıh literatürüne sahiptir. Bu literatür günümüzde dahi devam etmektedir. Bu makalede İbâdî fıkhının kuruluş ve teşekkül dönemi olarak nitelendirilebilecek dönemlerde yaşamış İbâdî fukaha ve onların kaleme aldıkları fıkıh eserleri ele alınacaktır. Çalışmayı özgün kılan ise ülkemizde çok kısıtlı miktarda yapılmış olan İbâdî fıkhına yönelik çalışmaların dahi hiç temas etmediği bir nokta olan İbâdî fıkıh literatürünü incelemesidir. Nitekim ülkemizde İbâdî fıkhına yönelik yapılan çalışmalar ya fıkıh usulü ya da füru fıkıh üzerinden bu mezhebi incelemiş, literatürüne ise değinmemiştir. Sürekli itikadi yönüyle ön plana çıkan İbâdiyye mezhebinin fıkhî bir yönünün de olduğunu ve azımsanmayacak derecede bir fıkıh literatürünün bulunduğunu göstermek bu çalışmanın amaçlarındandır. Bu amaçla makalede mezhebin kuruluş dönemi ve hicrî altıncı asrın yarısında sonlanan teşekkül dönemini kapsayan süreçteki İbâdî fıkıh literatürüne temas edilecek ve bu dönemlere yönelik değerlendirmelere yer verilecektir. Ülkemizde bu alanda bir çalışma olmadığı gibi çalışmada zikredilen İbâdî fıkıh eserlerinin bir kısmı ülkemizde ulaşılabilir durumda değildir. Bu da çalışmanın önemini artırmaktadır.

  • İslam’ın beş temel esasından birisi olan namaz ibadeti önemine binaen fıkıh kitaplarında kendisine en çok yer ayrılan ve en çok tafsilata girilen konular arasında yer almaktadır. Fakihler namaza ait her bir detayı özel olarak incelemişler ve konuyla alakalı naslar ışığında hükümler koymuşlardır. İtikâdî bir mezhep olmasının yanı sıra fıkhî bir mezhep olan İbâdiyye mezhebine mensup fakihler de kitaplarında namaz bahislerine genişçe yer vermişlerdir. Mezhep içerisinde yer alan namaza ait hükümlerin büyük çoğunluğunda ortak nasların itibara alınması sonucu diğer mezheplerle benzer hükümler verilmiştir. Ancak dört büyük mezhep arasında ihtilaf bulunduğu gibi İbâdiyye mezhebi ve diğer mezhepler arasında da ihtilaflar bulunmaktadır. Mezhebe ait bazı görüşler dört büyük mezhebin içerisinde bulunan mezheplerden bazıları ile uyum içerisinde olmakla birlikte, mezhep içerisinde bu mezheplerin hepsinden farklı görüşler de bulunmaktadır. Bu makale İbâdiyye mezhebi içerisinde namaza ait farklı ya da dikkat çekici hükümleri delilleri ile birlikte zikretme amacıyla kaleme alınmıştır.

  • Bu çalışma, İbâdîlik araştırmaları kapsamında Tunus’a yapılan on günlük ziyaretin gezi notlarından oluşmaktadır. Bu gezi kapsamında başta başkent Tunus olmak üzere Benzert ve Kayrevân şehri ayrıca Tunus İbâdîlerinin merkezi konumunda olan Cerbe adası ziyaret edilmiştir. Bu gezi sadece İbâdîlik araştırmalarına hasredilmemiş, gezi esnasında mezkur bölgelerin tarihi, kültürel ve turistik yerleri ziyaret edilmiş, İbâdî merkezlere gidilmiş ve İbâdî isimler ile görüşmeler yapılmıştır. Bu yazıda zikredilen faaliyetler esnasındaki gözlem ve yorumlar aktarılmış, anlatılanlar resimler ile desteklenmiştir.

  • Hicrî ilk asırda doğan ve aynı asırda vefat eden Câbir b. Zeyd (ö. 93/711-12), tâbiîn âlimleri içerisinde önemli bir konuma sahiptir. Umman doğumlu olan Câbir henüz genç yaşlarda ailesi ile birlikte Basra’ya göç etmiş ve memleketinde aldığı ilk eğitimine burada devam etmiştir. Basra’daki ilmî ortamla yetinmemiş, sık sık Hicaz bölgesine giderek sahâbîler ile görüşme ve onlardan istifade etme fırsatı bulmuştur. Abdullah b. Abbâs başta olmak üzere Hz. Âişe, Abdullah b. Ömer, Enes b. Mâlik, Abdullah b. Mesud, Câbir b. Abdullah, Ebû Hureyre, Ebû Said el-Hudrî (r.anhüm) gibi sahâbenin önemli isimlerinin tedrisinden geçmiş ve onlardan hadis rivayetinde bulunmuştur. Bedir ehlinden yetmiş kişiye yetiştiği ve İbn Abbâs dışında hepsinin ilmini kavradığına dair kendisinden birden fazla eserde aktarılan ifadeler, onun sahâbe ile ne derece sıkı bir bağının bulunduğunu göstermesi açısından önemlidir. Câbir, sahâbenin yanı sıra Hasan Basri, İbn Abbâs’ın azatlısı İkrime ve Muhammed b. Sîrîn gibi tâbiînin meşhur simaları ile de arkadaşlık yapmış ve onlarla karşılıklı ilim alışverişinde bulunmuştur. Sahâbenin ve tâbiîn âlimlerinin övgülerine mazhar olmuş ve Basra gibi ilmî bir merkezde insanlardan kabul görerek fetva vermeye başlamıştır. Câbir b. Zeyd’in başta İbâdiyye mezhebinin ikinci imamı olan Ebû Ubeyde Müslim b. Ebî Kerime (ö. 145/762) ve üçüncü imamı olan Rebîʿ b. Habîb (ö. 180/796) olmak üzere yetmişe yakın öğrenci yetiştirdiği aktarılmaktadır. Ebû Nuh Sâlih ed-Dehhân, Dımâm b. Sâib ve Hayyân el-Aʿrac bunlardan bazılarıdır. Câbir b. Zeyd, İbâdî âlimler tarafından İbâdiyye mezhebinin kurucusu olarak kabul edilmektedir; ancak Sünnî âlimler Câbir b. Zeyd’in İbâdî olmadığını, hatta kendisine bu konu sorulduğunda onlardan beri olduğunu ifade ettiğini aktarmaktadır. Ayrıca Sünnî âlimler tabakât ve ricâl kitaplarında ondan övgüyle söz etmişlerdir. İbâdîlere göre ise bu, baskıcı Emevî idaresinin bulunduğu dönemde yapılmış bir takıyyeden ibarettir. Mezhebin gerçek imamı olan Câbir’in meydana çıkması hareketin geleceği için tehlikeli olacağından dolayı mezhebin dışa bakan yüzü olma görevini Abdullah b. İbâd üstlenmiş, direktifleri ise Câbir’den almaya devam etmiştir. Ancak bu makalenin konusu gereği onun gerçek mezhebi hakkındaki bu tartışmalara girilmeyecek, sadece İbâdî fıkhı içerisinde nasıl bir konuma oturtulduğu tespit edilmeye çalışılacaktır. Câbir b. Zeyd, yaşadığı dönem itibarıyla ilimler henüz birbirinden ayrışmadığı için hadis, tefsir ve fıkıh ilimlerinde belli bir noktaya ulaşmıştır. Bu makalede onun genel olarak ilmî konumuna özel olarak ise fıkıh ve İbâdî fıkhı içerisindeki konumuna temas edilmeye çalışılmıştır. Câbir’in ilmî konumunun tespitinde her bir ilim için farklı kaynaklar üzerinden gidilmiştir. Tefsir ilmindeki konumu için hocası İbn Abbâs’ın onun hakkındaki görüşleri, müfessirlerin ondan nasıl bahsettikleri ve tefsir kitaplarında onun görüşlerine yapılan atıflara bakılmış, hadis ilminde İslâm dünyasında meşhur olan hadis kitaplarında Câbir kanalıyla nakledilen rivayetler ve tabakât kitaplarında onu nasıl anlattıkları üzerinden gidilmiştir. Fıkıh ilminde ise genel olarak ondan aktarılan fıkhî rivayetlerden bahsedildikten sonra İbâdî fıkıh literatürü içerisinden seçilen birtakım eserlerde Câbir’in görüş ve fetvalarına yapılan atıflara bakarak onun İbâdî fıkhı için nasıl bir noktada konumlandığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Sonuç olarak ise tefsir ve hadis ilimlerinde yüksek bir mertebeye sahip olan Câbir’in İbâdî fıkhının kurucularından sayılabilecek derecede bir otoriteye sahip olduğu tespit edilmiştir.

Last update: 4/28/26, 8:04 AM (UTC)

Explore

Resource type