Your search

In authors or contributors
  • İbâdîyye, ilk İslâm mezheplerinden biri olan Hâricîliğin bir alt kolu olarak tarihteki yerini alan ve günümüze kadar varlığını koruyabilen az sayıdaki fırkadan biridir. İbâdîyye günümüzde daha ziyade Umman Sultanlığı, Kuzey Afrika ve Tanzanya gibi farklı bölgelerde yaşam alanı bulmaktadır. Bütün bu bilgilere rağmen kanaatimize göre İbâdîler ile ilgili yapılmış çalışmalar tarihte kalmış veya yaşayan fırka ve mezheplerle kıyaslandığında yeterli görülebilir sınırın altında kalmaktadır. Elinizdeki çalışmada, İbâdîyye’nin siyasî düşüncesindeki temel meseleleri açıklamayı konu edindik. Yapılan çalışmalar da gösterdi ki İbâdîyyenin günümüze değin var olabilme sebebinin altında bu gerçeklik yatmaktadır. Öyle ki tarih boyunca birçok kültürel ve askerî saldırıya maruz kalmasına rağmen varlığını sürdüren İbâdîlik, geçmişte olduğu gibi bugün de diğer mezheplerle bir arada yaşayabilmektedir. Şunu belirtmek gerekir ki aşırı sert ve yüzeysel anlayışların neticesindeki görüşleriyle Hâricîlik tarihte kalırken Hâricîlikten bir fırka olarak neş’et eden İbâdîlerin tarihî süreçte düşünce yapılarında ve yaklaşım tarzlarında kısmen ılımlılık havasına büründükleri görülmüştür. Kısaca İbâdîler, Hâricîlerle köken itibariyle tarihsel birlikteliklerine rağmen, özellikle itikâdî ve fıkhî görüşlerini tatbik etme ve geliştirmiş oldukları siyasî anlayışları bakımından onlardan ayrılmaktadır. Bu çalışmada altını çizmeye çalıştığımız üzere İbâdiyye’nin siyâsî düşüncesi bazı açılardan irdelenirken temel referans noktası ise kendi eserlerindeki fikirleridir. Bu ameliye esnasında da olabildiğine objektif ve nesnel değerlendirmelerde bulunarak İbâdiyye’nin siyaset anlayışının İslâm düşüncesi içerisindeki yerine yönelik tahlillerde bulunulacaktır.

  • İbâdiyye, köken itibariyle ilk İslâm mezheplerinden olup günümüze kadar varlığını koruyabilen az sayıdaki İslam mezheplerinden biridir. İbâdiyye mezhebi günümüzde Umman Sultanlığı, Kuzey Afrika ve Tanzanya gibi farklı bölgelerde yaşam alanı bulmaktadır. Ancak İbâdîler ile ilgili yapılan araştırmalar diğer mevcut ve mensubu kalmamış fırkalara nazaran daha az sayıdadır. İbâdiyye, hicri birinci yüzyıla kadar dayanan ve büyük fitne olayları diye bilinen hadiseden sonra ortaya çıkan bir gruptur. Bu grup ilk dönemde Hâricîlerin yanında yer alırken zamanla siyasi ve düşünce yapısı itibariyle onlardan ayrılmıştır. Hâricîler erken dönemden itibaren tarih sahnesinden silinmelerine rağmen İbâdîler bugüne kadar varlıklarını sürdürmeyi başarmışlardır. Fakat birçok araştırmacı, İbâdîlerin hâlâ Hâricîlerin bir kolu olarak varlıklarını sürdürdüklerini düşünmektedir. Bu makalede Kuzey Afrika İbâdîlerinin kelâmi düşünceleri ele alınmıştır. İbâdîler genel olarak Hâricîlerden siyasi ve ideolojik olarak ayrılmışlardır. Özel olarak Kuzey Afrika İbâdîleri, Hâricîlerden ve aynı zamanda genel İbâdîlerden farklılıklarıyla ayırt edilmektedir. Bu farklılıkların özlerini anlayabilmek için arkasında duran ve yol gösteren düşünceyi tespit etmek gerekir. , Ibadiyya is one of the earliest Islamic sects and one of the few to have survived to the present day. The Ibadiyya sect is still active in many places, including Tanzania, the Sultanate of Oman, and North Africa. Despite all of this information, fewer studies on Ibadis exist than on other extant and non-member sects. An Islamic group known as the Ibadiyya first appeared following the so-called “great acts of sedition” (büyük fitne) in the first century AH. This group initially supported the Kharijites, but over time, it gradually shifted away from them in terms of politics and mindset. Even though the Kharijites were exterminated from the historical scene at an early age, the Ibadis have survived until the present. However, according to many researchers, the Ibadis still exist as a branch of the Kharijites. In this study, the theological thoughts of North African Ibadis are discussed. Since the Ibadis and Kharijites generally held different ideological and political perspectives. And the North African Ibadis in particular are distinguished from the Kharijites as well as from the general Ibadis by their differences. And it is essential to understand the underlying and guiding thinking behind these differences in order to understand their essence.

  • Hz. Ömer zamanında başlayan Arap yarımadası dışındaki fetihler, Müslümanların diğer ırk ve milletlerle tanışmasını sağlamıştır. Onun zamanında İran, Anadolu ve Afrika İslâm’la tanışmış ve aynı dilleri konuşmadıkları hâlde fetih hareketleri başarı ile devam etmiştir. Fetihlerle birlikte hem yeni Müslüman olan milletler hem de Arapların kendi aralarında bazı fikri ayrılıklar başlamıştır. İslam toplumunda oluşan bazı muhalif gruplar, Emevî Devleti zamanında biraz daha toparlanarak mevcut siteme karşı ciddi muhalefet oluşturmuş, merkezden uzak topraklarda taban bulmaya çalışmışlardır. Oluşan bu muhalif gruplardan birisi de Hâricîlerden ayrılan İbâzîlerdir. Bu muhalefet grubunun lideri Abdurrahman b. Rüstem, Kuzey Afrika’da ilk bağımsız Hâricî/İbâzî Devleti’ni kurup imam olarak seçilmiştir. Yeni devletin kurulduğu coğrafyada demografi Berberî ağırlıklı olmasına rağmen onları Arapça okuyup yazmaya zorlamamakla birlikte inandıkları dinin dili Arapça olmasından dolayı toplumda tebliğ dili Berberîce, idarenin resmî dili de Arapça olarak seçilmiştir. Devletin imamı İbn Rüstem, ana dili olan Farsçayı neredeyse hiç gündeme getirmemiştir. Kurucu imam, Fars asıllı olmasına rağmen demografik yapıyı göz önüne alan başlangıçta Rüstemî idarecileri Berberîceyi resmi dil yapıp yeni maceralara sapmadan İslam’ın temel kaynaklarının da dili olan Arapçayı merkeze alarak orta bir yol tercih etmiştir. Berberîler devletin bu yaklaşımıyla Arapçayı içselleştirmelerine ve bazı ortak kelimeler kullanılarak Rüstemîlik şuurunu ön plana alarak bir asrı aşkın süreçte dilsel herhangi bir sorun yaşamamışlardır.

Last update: 4/28/26, 8:04 AM (UTC)

Explore