Your search
Results 6 resources
-
Hâricîler, İslam düşünce tarihinin ilk ortaya çıkan oluşumudur. Bu teşekkül, tarihi süreçte önce kendi içinde gruplara ayrılmış ve bu gruplardan sadece İbâzîler günümüze kadar varlıklarını devam ettirmişlerdir. Günümüzde varlıklarını devam ettirdikleri yerlerden biri de Cezayir bölgesidir. Bu bölgede 20. yüzyılda yetişen önemli İbâzî âlimlerden biri Muhammed b. Yusuf Ettafeyyiş’tir. İslamî ilimler konusunda çok yönlü bir âlim olan Ettafeyyiş, bir asra yakın ömrünü bulunduğu bölgede İbâzî mezhebine âdeta vakfederek ilmî ve sosyal faaliyetler yürütmüştür. Ettafeyyiş hayatı, eserleri, fikirleri ve sömürgecilerle mücadelesi gibi pek çok alanda, yaşadığı bölgede büyük izler bırakmış bir şahsiyettir. Bu sebeple Ettafeyyiş, İbâzî mezhebi müntesipleri arasında bir başvuru mercii anlamında kutbü’l-eimme olarak tanıtılmakta ve çokça referans gösterilmektedir. Müellif hayatının farklı dönemlerinde üç tefsir yazmış olup kaynaklarda üç yüz kadar eserinin olduğu zikredilmektedir
-
Arap yarımadasının güneydoğusunda yer alan Uman’ın İslamiyet ile tanışması Hz. Peygamber döneminde başlamıştır. Bölge, ilk asırlardan itibaren İbâzîliğin en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Mezkûr mezhep zamanla farklı bölgelere yayılmış ve günümüze kadar gelmiştir. Söz konusu bölgede asırlarca varlığını korumayı başaran İbâzîlik, günümüzde Uman’ın resmî olarak desteklediği bir hüviyete sahiptir. İbâzîler tarih boyunca azınlıkta kalmış ama İbâzî toplumunun ihtiyaçlarını giderecek entelektüel bir literatür oluşturmayı başarmıştır. Bu literatürde tefsir çalışmalarının diğer alanlara kıyasla daha zayıf bir halka oluşturduğu söylenebilir. İbâzîler’e göre Uman’da tespit edilmiş, İbâzî bir müellifin yazdığı ilk tam tefsir, Saîd b. Ahmed el-Kindî’ye (ö. 1207/1792) aittir. Kindî’nin söz konusu tefsiri kısa ve özlü bir tefsir olup kendi dönemindeki İbâzî tefsir yaklaşımını tespit etme açısından önem arzetmektedir. Müfessir bu tefsirinde İbâzî din anlayışını esas almakla beraber diğer mezheplerin kaynaklarını da kullanmış ve mezhepler arası polemiklerden uzak durmaya çalışmıştır. Eserin önemli özelliklerinden biri, İbâzî olmayan kaynaklardan yapılan iktibasların mezhep esaslarına uygun hale getirilerek aktarılmasıdır. Bu araştırmada Kindî’nin tefsiri esas alınarak, dönemindeki İbâzî tefsir anlayışı, gerektiğinde farklı mezheplere ait çalışmalarla mukayese edilerek incelenmiştir.
-
Mezhepler, İslam düşünce tarihinin -tenkid edilse dahi- bir parçasıdırlar. Bu oluşumların sâlikleri arasında onaylanması zor bazı olayların vuku bulduğu tarihi bir hakikattir. Bununla beraber mezkûr teşekküllerin İslam düşünce dünyasının oluşumuna büyük katkı sağladıkları da su götürmez bir gerçektir. Zira her farklılık beraberinde yeni tezleri doğurmuş ve her tez de peşinden anti-tezler geliştirmiştir. Fikri hareketlilikler de İslam düşüncesini başka bir medeniyete nasip olmayacak bir kültürel zenginlikle taçlandırmıştır. Bu meyanda Hâricîler, İslam düşünce tarihinin ilk ortaya çıkan oluşumudur. Hâricîler tarihi süreçte çeşitli etkenlerle önce kendi içinde gruplara ayrılmış ve daha sonra bu gruplardan sadece İbâzîler günümüze kadar varlıklarını devam ettirmişlerdir. Teşekkül dönemlerinden itibaren Hâricîler entelektüel bir birikimden daha çok kılıç-kalkanla meşhur olmuşlardır. Bu durum onların ilmî faaliyetlere yeterince zaman ayırmalarını da engellemiştir. Bu sebeple tarihi süreçte oluşmuş olan Hâricî literatür diğer teşekküllere göre son derece azdır. Ancak Hâricîlerle aralarında bazı fikri yakınlıklar bulunsa da bu mevzuda İbâzîleri ayrı değerlendirmek daha sağlıklı sonuçlar elde etmenin yolunu açacaktır. Zira kaynaklarda Hâricî kategorisinde zikredilen eserlerin neredeyse tamamı İbâzîlere aittir. Ayrıca İbâzîler çoğunlukla Hâricîlerle beraber ele alınıp bir ayırıma gitmeden değerlendirilerek ilmi literatürlerinin az olduğu ifade edilmektedir. Hâlbuki nüfuslarıyla kıyaslandığında ortaya koydukları eserlerin azımsanmayacak miktarlarda olduğunu ifade etmek mümkündür. Yapılan taramalarda -son zamanlarda sınırlı miktarda bazı araştırmalar yapılmış olsa da- İbâzîler hakkında yapılan çalışmaların ülkemizde yeterli miktarda olmadığı akademik camiada malum olan bir vakıadır. Binaenaleyh bu araştırma, gerek İbâzî tefsir alanında çalışmalar yapacak araştırmacılara bir katkı sağlamak gerekse İslam toplumunun bir parçası olan İbâzîlerle ilgili ülkemizde eksikliği hissedilen araştırmalara bir yenisini eklemek gayesiyle yapılmıştır. Dolayısıyla bu çalışmada Hâricî ve İbâzî grupların tarihi süreçte bugüne kadar oluşturdukları tefsir literatürlerinin ele alınıp tanıtılması hedeflenmiştir.
-
İslâm düşünce tarihinde ilk ortaya çıkan mezhep Hâricîliktir. Hâricîler zamanla farklı gruplara ayrılmış ve içlerinden sadece İbâzîler varlıklarını günümüze kadar sürdürmüşlerdir. Günümüzde İbâzî müellifler ısrarla Hâricî olmadıklarını iddia etmektedirler. Ettafeyyiş, Cezayir bölgesinde yakın dönemde İbâzî mezhebini adeta yeniden canlandıran bir karaktere sahiptir. İbâzî mezhebi hakkında mütalaa ve değerlendirme yapacak araştırmacıların Ettafeyyiş’in eserlerinden müstağni kalması mümkün değildir. Bu sebeple İbâzîlerin Hâricîliği mevzusu bu araştırmada İbâzî mezhebinde bir başvuru kaynağı sayılan Ettafeyyiş üzerinde yapılan bir okumayla ele alınacaktır. Ettafeyyiş’in sadece tefsir alanında üç eseri bulunmaktadır. Bu tefsirlerin ilki Himyânu’z-zâd ilâ dâri’l-me‘âd adlı eseridir. Himyânu’z-zâd tefsiri son derece geniş kapsamlı, rivayet ve nakledilen bilgiler konusunda müellifin çok da seçici davranmadığı, israîliyatın yoğun bir şekilde kullanıldığı, okuyucuyu usandıracak kadar filolojik tahlillerin olduğu İbâzî mezhebi eksenli bir tefsirdir. İbâzîlerin mutedil bir fırka oldukları iddiası aslında diğer Hâricî gruplara nispetledir. Onları sert, katı, tahammülsüz yapıları ve dini metinlere yaptıkları zahiri okumalarla temayüz etmiş Ezârika gibi Hâricî gruplarla bir tutmak elbette yanlıştır. Ancak bununla birlikte onların Hâricîlerden tamamen beri olduklarını iddia etmek de son derece zordur. Yapılan okumalarda özellikle iman-amel, büyük günah, tekfir ve sahâbeye yaklaşım konularında onların Hârîcî zihniyetten kurtulamadıkları müşahede edilmiştir.
-
İslam düşünce tarihinin ilk oluşumlarından biri Hâricîlerdir. Onlar ilk olarak Sıffin’de tahkim hadisesi üzerine Hz. Ali’den ayrılmış daha sonra ise kendi aralarında ihtilaf ederek bölünmüşlerdir. Onların kimi kılıç kalkan taraftarı olup kendilerinden olmayanlara karşı son derece sert ve katı bir yolu benimserken, kimi de daha mutedil bir yaklaşım içerisinde olmuştur. Özellikle marjinal bir grup olarak maruf olmuş Hâricîlerin mutedil kanadını temsil eden İbâzîler varlıklarını günümüze kadar sürdürürken, mutedil olmayanlar zamanla tarihe karışmışlardır. İbâzîlik tarih boyunca Hâricîliğin gölgesinde azınlıkta bir mezhep olarak kalmakla beraber kendilerine has dinî ve entelektüel bir literatür oluşturmayı başarmış bir oluşumdur. Tarihi süreçte Hâricî-İbâzî bağlamında günümüze ulaşmış literatürün hemen tamamı İbâzîlere aittir. Ülkemizde özellikle son dönemlerde İbâzî literatüre dönük akademik bir ilgi söz konusudur. Bir literatürün incelenmesinde en öncelikli hususlardan biri ilgili alandaki terminolojidir. Zira lafızlar tutarlı bir sisteme sahip düşünce teşekküllerinin anlam örgüsüne girdiklerinde ilk vaz edildikleri anlamlardan uzaklaşarak farklı işlevsellikler kazanırlar. Müşterek kavramların düşünce ekolleri tarafından kendi entelektüel birikimlerinde farklı anlamlarda kullanılması ise mezkûr durumu daha da ehemmiyetli hale getirir. Binâenaleyh araştırma konusu yapılmış bir literatürün doğru mütalaa edilmesi ancak terminolojisinin kendi düşünce örgüsünde tanımlanıp anlaşılmasıyla mümkündür. Bu bağlamda İbâzîler kendi literatürlerini aynı zamanda kendilerine has bir terminolojiyle oluşturmuşlardır. Bu araştırmada, İbâzîlikle ilgili okumalarda sıkça tesadüf edilecek kavramların derlenip mümkün olduğunca kendi kaynakları doğrultusunda medlullerinin tespit edilmesi hedeflenmiştir. Burada özellikle araştırma konusu yapılan, mezhep müellifleri tarafından İbâzîlere has anlamlarla kullanılan kavramlardır. Çalışma, isminden de anlaşıldığı üzere, İbâzîlere ait bütün kavramları tespit etme gayesi gütmemiştir. Özellikle İbâzîlere has kullanım ve muhtevaları olan kavramların tespitine ağırlık verilmiştir. Tespit edilen kavramlar, Türkçe telaffuz ve kullanımları dikkate alınarak alfabetik sıraya konulmuştur. Ancak özellikle beraber kullanımı yaygınlaşmış ve muhtevaları birbiriyle ilişkili bazı kavramlar bir arada verilmiştir. Çalışma yürütülürken ulaşılan İbâzî eser ve sözlükler tarama yöntemi kullanılarak incelenmiş ve gerekli görülen yerlerde mezhep dışı eserlere başvurularak karşılaştırmalar yapılmıştır. Genel itibariyle iki ana bölümden müteşekkil olan çalışmanın giriş ve birinci bölümünde İbâzîlik ve ıstılah kavramı hakkında kısa bilgiler verilmiş; ikinci bölümde ise tespit edilen kavramlar üç gruba ayrılmış olarak maddeler halinde serdedilmiştir.
-
Arap yarımadasının güneydoğusunda yer alan Uman’ın İslamiyet ile tanışması Hz. Peygamber döneminde başlamıştır. Bölge, ilk asırlardan itibaren İbâzîliğin en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Mezkûr mezhep zamanla farklı bölgelere yayılmış ve günümüze kadar gelmiştir. Söz konusu bölgede asırlarca varlığını korumayı başaran İbâzîlik, günümüzde Uman’ın resmî olarak desteklediği bir hüviyete sahiptir. İbâzîler tarih boyunca azınlıkta kalmış ama İbâzî toplumunun ihtiyaçlarını giderecek entelektüel bir literatür oluşturmayı başarmıştır. Bu literatürde tefsir çalışmalarının diğer alanlara kıyasla daha zayıf bir halka oluşturduğu söylenebilir. İbâzîler’e göre Uman’da tespit edilmiş, İbâzî bir müellifin yazdığı ilk tam tefsir, Saîd b. Ahmed el-Kindî’ye (ö. 1207/1792) aittir. Kindî’nin söz konusu tefsiri kısa ve özlü bir tefsir olup kendi dönemindeki İbâzî tefsir yaklaşımını tespit etme açısından önem arzetmektedir. Müfessir bu tefsirinde İbâzî din anlayışını esas almakla beraber diğer mezheplerin kaynaklarını da kullanmış ve mezhepler arası polemiklerden uzak durmaya çalışmıştır. Eserin önemli özelliklerinden biri, İbâzî olmayan kaynaklardan yapılan iktibasların mezhep esaslarına uygun hale getirilerek aktarılmasıdır. Bu araştırmada Kindî’nin tefsiri esas alınarak, dönemindeki İbâzî tefsir anlayışı, gerektiğinde farklı mezheplere ait çalışmalarla mukayese edilerek incelenmiştir.
Explore
Topic
Resource type
- Journal Article (6)
Publication year
-
Between 2000 and 2026
(6)
-
Between 2010 and 2019
(3)
- 2019 (3)
- Between 2020 and 2026 (3)
-
Between 2010 and 2019
(3)